Şimdi sizinle Mısır gezimin bir parçası olan; tarihin en gizemli kütüphanelerinden birisine doğru yolculuğa çıkalım. Burası İskenderiye Kütüphanesi.

300 yıllarında Ptolemaios tarafından kurulan ve içerisinde okullarda teoriminden tanıdığımız Öklid’den suyun kaldırma kuvvetini bulan Arşimet’e, pratisyen hekim ve tıp bilimci Herofilos’tan,  ilk kadın matematikçi Hypetia’ya kadar birçok bilim adamının içinde bulunduğu bir kütüphane.

Döneminde birçok buluşun evi sayılan kütüphane; dünyanın dört bir yanından, bilimadamlarını ağırlıyormuş. Buraya gelen her eserin bir kopyası alınıp, kütüphane bünyesinde tutuluyormuş.  Anlayacağınız, zamanında en çok eser ve kaynak bulunduran bir bilgi yuvasıymış bu kütüphane. Peki sonra ne olmuş?

Dinin sorgulanmasına yol açtığı için yok edilmiş… Nasıl mı? Yakılarak. Kimin yaktığına dair birçok söylentiler var. Kimi söylentilere göre, Sezar’ın işgal sırasında yaktığı, kimi söylentilere göre, Selahaadin Eyyubi’nin, kimi kaynaklar ise; Hristiyanların Paganizmin yayılmasını önlemek için yaktığını söylemekte. Neticide kim yaparsa yapsın, bulunan onca buluş bir anda yakılıp tamamen yok olmuştur. Belki o bilgilere tekrar erişmek için on yıl, belki de yüzyıllar boşa gitmiştir.

Daha sonra 2002 yılında tekrar yapılan bina; raflarında 8.000.000 ciltli ve 80 dilde eser bulundurması, içerisinde üç müzeye sahip olması ve ekolojik bina olması nedeniyle dünyanın en gelişmiş kütüphanelerinden birisi. Mimari anlamda çok etkileyici bir bina olmasının yanı sıra, içerdiği kaynaklar bakımından da çok zengin. Müzelerinde özel günlerde konserler yapılmakta ve bina çok amaçlı kullanım sağlamaktadır. Peki yeniden inşaa edilen bu kütüphane eskisinin yerini tutabilir mi? Tabiiki de hayır.

İskenderiye’ye gittiğimde, tarihin en gizemli yerlerinden birisine gideceğimden habersizdim. Bu bilgilere erişince, binayı ilk gördüğümdeki sevinç yerini acıya bıraktı. Sorgulamayı ceza haline getirmek ve yakıp yıkmak, sanırım yıllarca kullanılan bir yöntem olmuş. Yakıp, yok etmek yerine üretmeyi, bilimi, sanatı kucaklasak; önyargılarımızdan kurtulup bilgiye sarılsak dünya sizce de çok güzel bir yer olmaz mı?