Japonya’dan sevgiler hepinize. Yaklaşık bir aydır dünya turumdayım ve youtube’da videolara çekerek biraz burayı ihmal ettiğimi düşünüyorum. Hep daha sakin zamanı bekledim, çünkü yazmak en büyük tutkum ve daha geniş zaman ayırmalıyım diye düşündüm. Sonra dün dedim ki kendime, neyi bekliyorsun, yaz işte. Hani bazen daha iyisini yapmak için, hep boşuna zaman kaybederiz ya, o misal.

Bugün çok güzel bir güne uyandım ülkemden kilometrelerce uzakta. Geçen bir ayı düşündüm tüm olanlarıyla. Ne güzel kararlar vermişim. Hiçbir zaman pişman olmadım, olucağımı da düşünmüyorum; çünkü her şeyi göze alarak çıktım bu yola. Çok zordu benim için karar süreci, her şeyi ayarlamak, her şeyi geride bırakmak ve gitmek. Şimdi buradan bakınca, bu süreç sadece Türkiye’de zormuş aslında. Yola çıktıktan sonra bütün o zorluklar sanki, uçağın havalanmasıyla yerde kaldı. Zorlu bir yolculuk geçirdim, ucuz diye aktarma üstüne aktarma yaptım, bir gün Filipinler’de bekledim, üstüne üstlük aşı yüzünden ateşim çıktı ve havaalanında kıvrılıp yatamadım. Ateş ve biraz mide bulantısıyla, sizlerden gelen güzel mesajları okudum, ilaçtan daha güzel etki etti. Bu sürecimde yanımda olduğunuz için öyle güzel hissettim ki kendimi, işte bu dedim, tek ihtiyacım olan da bu.

Daha çok yolun başındayım, ama yoldaki zaman bir değişik işliyor; hızlı mı desem yavaş mı bilemiyorum. Bazen ne ara bir ay oldu diyorum, bazen de sanki bir yıl yaşamış gibi hissediyorum kendimi. Yaptığım tren yolculuklarında, otostoplarda beklediğim aralarda, çokça düşünüp hayatı sorgulama fırsatım oluyor.  Sanırım çok düşünüp, her anımı dolu dolu yaşadığımdan çok uzun zaman geçirmişim gibi geliyor. Daha şimdiden öyle şeyler yaşadım ki; bir kısmı zorluklarla doluydu, büyük kısmı mutlulukla. Yolu öyle benimsemişim ki, zorluklarla karşılaşsam bile, sanırım bana onlar zorluk olarak gözükmüyor. Aç kalıyorum, dışarıda kalıyorum, her zaman para hesabı yapıyorum, sonra düşünüyorum İstanbul’daki hayatımı; çok daha anlamsızdı. Hafta sonu arkadaşlarımla bir kahve içebilmek için, haftada en iyi ihtimalle sadece 2 günlük kamplara gidebilmek için tam bir ay köle gibi çalıştığım zamanları hatırlıyorum. Şu an çok daha güzel ve anlamlı şeyleri yapıyorum; dışarıda yatmışım, bir öğün az yemişim hiç gözüme gözükmüyor.

Tutkularının peşinden gitmek böyle bir şeymiş demek ki. Ne olursa olsun, zoruna gitmiyor, hatta her zaman kötü giden bir durumu eğlenceli hale getirebiliyorsun. Bu yazıyı, özellikle orada mutsuz bir hayat yaşayan ve yola çıkmak isteyenler için yazıyorum. Aynı süreçleri 2 yıl önce ben yaşadım, hep çok istedim ama kortum, cesaret edemedim. Ama şimdi görüyorum ki, korkularım öyle yersizmiş ki; hayat, güzellikler ve gülüşler ve birçok şey buradaymış. Hayatımın en güzel gülüşlerini yolda tattım ben.

Bazen bazı şeylerin farkına varmamız biraz zamana mal oluyor ya, ben de 2 yılı böyle düşünüyorum. Hiçbir şey için geç kalmış sayılmazsınız, eğer gerçekten istiyorsanız, bu yazıyı okuduktan sonra bile hazırlıklara başlayabilirsiniz. Ben de kararsızlık, korku, çekingenlik gibi süreçleri geçirdiğim için, sizi çok iyi anlıyorum ama ben hep burada olucağım. Bir nebze de olsa yolunuzu güzelleştirebilmek için.

Kendinize çok iyi bakın; korkularınızı ve beklentilerinizi bir kenara bırakın, yola bakmasını bilirseniz, sizden güzelliklerini esirgemeyecektir.

İlerleyen süreçte güzel yazılarımla sizlere buradan eşlik edeceğim.

Sevgiler hepinize!