Uzun zamandır benimsediğim ve Japonya’ya gitmeden önce en çok merak ettiğim konuydu Japonların minimalist yaşam tarzı. Aslında böyle deyince sanki sadece Japonların benimsediği bir yaşam tarzıymış gibi geliyor kulağa, en çok benimseyenlerden diyelim biz.  Japonların bu kadar çok benimsemesinde Zen Budizminin etkisi büyük.

Bu konuda kafa yorduğum için çokça okuyordum zaten gitmeden de. Gidince deneyimlemek çok keyifli oldu benim için. İlk gün küçücük bir evde uyandım. 3 tabak vardı, 2 bardak. Sonunda bunları gördüğüme öyle mutlu oldum ki. Bizi düşündüm, küçükken sadece misafirler gelince kullanabildiğimiz salonumuzu, misafir gelince kullanabildiğimiz yemek takımlarını, kocaman evlerimizi düşündüm. Sonra ne kadar kendimiz için yaşadığımızı sorguladım.

”Less is more” yani ”az çoktur”, anlayışı; hayatıma seyahatle girdi. Seyahat ettikçe hayatın çok daha derin anlamı olduğunu, aldığımız eşyaların bizim oluşturduğumuz zorunluluklar olduğunu anladım. Giderek hayatımdaki gereksiz şeyleri çıkarttım. Aklınıza sadece eşya gelmesin, gereksiz insanları, gereksiz sorunları; yani bana fazla gelen her şeyi. İhtiyacım olan kadar aldım, ihtiyacım olan kadar yedim, sevdiğim ve gerçek insanları tuttum hayatımda. Ne mi kazandım? Çok şey aslında. Çok eşya, çok sorun arkadaşlar. Bir sırt çantamla öyle mutluyum ki; 3 pantolon, 3 tişörtle. Özgürüm bir kere, seyahat ediyorum, yanımda ihtiyaç duyduğum her şey var, fazlası değil. Olmayan arabamın derdi yok mesela,  bilmem kaç milyona aldığım elbisem yırtıldı diye üzülmüyorum ya da çok büyük bir evimi temizlemek için saatlerimi harcamıyorum. Elindeki telefon kullanılır haldeyken yenisi çıkınca koşa koşa gidenlerden hiç bahsetmiyorum. Aslında kendi kendimize oluşturduğumuz dertlerimize ne kadar üzülür olmuşuz demi? Biraz da insanları gözlemleyince şunun farkına vardım bur süreçte, mutsuzluklarımızı geçici olarak yok etmeyi amaçladığımızdan tüketim toplumu olmuşuz. Yeni bir şeyler aldığımızda aslında o mutsuzluğun bir şekilde geçtiğine inanıyor, kendimizi kandırıyoruz. Kendimizle yüzleşip, sorunların derinine insek ve bunu farklı yollardan çözmeye çalışsak, belki kalıcı çözümler bulacağız. Alışveriş ya da saatlerce temizlik yaptığımız saatleri, arkadaşlarımıza, ailemize hatta kendimize ayırsak, ne kadar çok zamanımız olur, hatta en güzel meditasyonumuz da.

Seyahat etmeye başladığımdan beri; hayatımda az eşya, güzel insanlar, sanat ve maneviyat var. İşte zaten bunlar benim en büyük hazinem.

Hayatınızdaki fazlalıkları çıkarttıkça, dertlerinizin de azaldığını göreceksiniz.

Sevgiler!