Doğa

DAHA YEŞİL BİR HAYAT İÇİN

tarafından yazıldı Yağmur Arat

Üniversitede çalışma konularımı hep çevre üzerine seçmişimdir. Ekoloji ve çevre adına bir şeyler öğrenmek, bir şeyler yapabilmek her zaman çok mutlu etmiştir beni.

Aslında çocukluğumdan beri hep duyarlıyım çevreye. Tabii çocukken okuldan öğrendiğin kadarıyla çevreye çöp atmamak, doğaya zarar vermemek seviyesindeydi bu karar. Üniversitede bu konuyu akademik anlamda genişletip daha duyarlı oldum. Hatta mezun olduktan sonra; doğal alanları imara açmaya aracı olmak yerine, yenilenebilir enerji sektöründe çalışmayı seçtim.

Seyahat etmeye başladığımdan beri, çoğu vaktimi doğada geçirmeye çalışıyorum. Bir ara o kadar çok kamp yapıyordum ki hatta, eve geldiğimde yatağımda rahat hissetmiyor, gözlerim matımı arıyordu. Bunun dışında seyahat ettikçe yeşil aktivitelerimi arttırdım, gönüllü olarak çalıştığım işleri daha çok ekolojik işler seçtim ve çevre ile ilgili daha çok bilgimi arttırdım. Bireysel olarak da elimden geleni yaptım; mesela plastik çöp poşeti kullanmayı bıraktım, bez çanta ile alışverişe gittim, tüketim çılgınlığı kendi çapımda azaltmaya çalıştım gibi.

Neyse dün hostelde otururken ‘karbon ayak izimi’ hesaplayayım dedim. Nedir bu karbon ayak izi derseniz; insan faliyetlerinin çevreye verdiği zararın ölçüsüdür.Bu birincil (doğrudan) ya da ikincil (dolaylı) olarak ikiye ayrılıyor. İşte tam o noktada; dolaylı olarak ne kadar dikkat ettiğimi sorguladım. Bunun giydiğimiz kıyafetlerden, tüketim çılgınlığımıza, yemek tercihimizden eğlence aktivitelerine hatta banka hesaplarımıza kadar uzandığının farkındalığını yaşadım. Bunları hep biliyordum, ama nedendir bilmiyorum bu gerçekler yüzüme tokat gibi çarptı resmen.

PEKİ BİREYSEL OLARAK NELER YAPABİLİRİZ?

Küçük bir sarsıntıyı atlattıktan sonra, hemen ne yapabilirim diye düşündüm. Aslında bireysel anlamda yaptıklarımızın çok küçük gözükse de büyük katkıları var. Çok basit örneklendirecek olursam; ihtiyaçtan fazlasını almamakla birlikte, ihtiyacımız olan eşyaları freecycle ile edinebiliriz. Nedir bu freecycle derseniz; insanların eski eşyalarını atmayıp ihtiyacı olan insanlarla ücretsiz paylaştıkları platform. Düşünün bir masaya ihtiyacınız var, masaya ihtiyacı olmayan evinde boş yere yer kaplayan birisinden bunu edindiğinizi. Olan birisinden alarak bunun yeni üretilmesi için ne enerji ne para harcıyorsunuz. Muhteşem değil mi?

Onun dışında benim şu aralar yapmaya çalıştığım bir şey daha var. Yeme alışkanlığımı daha sağlıklı ve organik şekle çevirmek. Hatta ben şu aralar daha çok vejetaryan olma yolundayım ancak bunu yolda yapmanın zorluğundan ve yolda bütün besin değerlerimi sağlayacak gıda bulmanın zorluğundan şu aralar sadece gerektiği kadar et tüketmeye çalışıyorum. Zaten böyle ciddi bir karar için gerçekten çok fazla okuma yapmam lazım sanırım. Neyse bu konuya sonra değineceğim; organik beslenmenin çevre sağlığıyla ne alakası var ki derseniz; sera sırasında harcanan enerjiden,  kullanılan tarım malzemelerine kadar ilgisi var aslında.

Dünya turu sürecimde; dünyanın en pis en çevreyi kirleten ülkesinden, en çevreci projeleri sahip ülkelerinde bulundum, birçok iyi kötü uygulamalar görüp çevre faktörünün toplumları nasıl etkilediğini net bir şekilde gördüm. Japonya’da tertemiz hava soluma özgürlüğünden, Hindistan’ın pis havasından insanların ne kadar kötü ortamlarda yaşadığını gördüm. Tabiiki de bu işin içinde ülkelerin ekonomik durumu en büyük etken. Ama birey olarak çok şey yapabiliriz. Benimle mi kurtulucak dünya demeyin, onca büyük düşünür, bilim insanı böyle düşünseydi ne olurdu?

Evet aslında oturduğumuz yerden verdiğimiz kararlarla birçok şeyi değiştirebiliriz. İçerdeki açık olan ışığı boşuna yanmasın diye kapattıktan sonra, çöplerimizi ayrıştırabilir, klima kullanımını azaltabilir, markete bez çantalarımızla gidebiliriz. Çok uzun olmayan seyahatlerimizde örneğin İstanbul-Ankara arasında uçakla seyahat yerine, otobüs ya da tren kullanabiliriz. Şehir için bisiklet sürmeyi alışkanlık haline getirebiliriz.

Yapılacak öyle çok şey var ki aslında bu konuda; ben de tam bu noktada kendime kattığım her yeni bilgiyi sizlerle paylaşmaya karar verdim. Her ay çevre konusunda bir kitap okuyup, seyahat ettiğim yerlerde öğrendiğim ekolojik uygulamaları sizlerle paylaşacağım. En azından ekoloji için küçük bir adım bile, çok güzel sonuçlar doğuracaktır.

Bu farkındalık bile gününüzün güzel başlamasına sebep olabiliyor. Benim öyle oldu. Peki ya sizin?

Yazar hakkında

Yağmur Arat

Hem gezmenin çok ucuz olduğunu sizlere göstermek, hem sizleri cesaretlendirmek, hem de seyahatle ilgili yararlı bilgiler paylaşmak için. Hem çok cesaret edemedim hem de hep daha iyisini istediğimden beğenmedim yaptıklarımı. İnsanlara gezmeyi erteliyor diye kızarken, kendimi bu siteyi açmaktan ertelerken buldum.
Şimdi sizlerle deneyimlerimi paylaştığım yerdesiniz.

10 Yorum

  • Bi insan tek başına Dünya’yı değiştirebilecek kapasiteye sahipken ülkece ve hatta dünyaca birlik olunabileceğini düşünürsek bahsettiğin noktada ilerleme kaydetmemiz o kadar olağan ki, tüm kötü şeylere gözlerimizi kapayıp hayalleri düşünsellikten öteye götürme çabasına girememek en büyük eksikliği bence insanoğlunun. Yazın için tebrik ederim, duyarlılığın için de ayrıca <3

    • Teşekkür ederim, ben hep gözlerimi kapayıp hayal ettiğim şeyi yaşıyorum şu an, iki yıl önce bana imkansız gelen şeyi. Ekolojik projelerle de bu hayalimi süslüyorum, umarım daha güzelleri sizin olur. Sevgiler

  • Çok güzel bir yazı olmuş. Sende gerçekten kendimi görüyorum. Bu farkındalığı ben geçen yıl kazandım. Yaptıklarımızın sonuçlarını düşünmeden yaşıyoruz. Bir şey alıyoruz, işimiz bitince atıyoruz. Peki ama nereye gidiyor o attıklarımız? Bunları düşünmüyoruz. Ne yapabilirim diye düşündüm ve artık hiçbir plastik ürün kullanmıyorum. Paketli ürün almıyorum ve olabildiğince çöp oluşturmamaya çalışıyorum. Bir de et yemeyi bıraktım.
    Bir de seyahat etmeyi o kadar çok istedim ki seni izledikten sonra, bu yaz hayallerim gerçek oluyor. İnsanlara cesaret veriyorsun, teşekkürler 🙂

    • Bu farkındalığa ben de çok önce varmıştım, özellikle tüketim çılgınlığı, plastik kullanımı gibi. Ancak farkına varmadığımız değiştirebilecek daha çok şeyin olduğunu gördüm, bunun farkındalığıydı biraz.Umarım seyahatin süresince yeşil aktivitelerin artar, çok keyifli geçer. Sevgiler:)

  • Paylaşmak istedim. Ecosia adlı bir arama motoru var. Ücretsiz ve her 45 arama başına bir agaç dikiyor. Şimdiye kadar yüzlerce futbol sahalık alanı agaçlandırdılar. Sadece aramalar sayesinde. Dikim gibi işlemlerde de bölgenin işsiz olanları veya ekinomik özgürlüğü olmayan kadınlar çalışıyor çoğunlukla:) Çok başarılı bir arama motoru olduğunu söyleyemem ama ben sadece Ecosia da Google yi aratıp oradan devam ederk simdiye kadar 240 uzerinde arama yaptim. 🙂

    • biliyorum bu muhteşem uygulamayı:) oturduğumuz yerden bile neler değiştirebiliyoruz, muhteşem projeler…

  • senin o güzel yüreğinin köşesinden öpeyim,güzel insan.Yolun,bahtın açık olsun evren karşına hep sana layığını çıkartsın.Bi gün bi yerlerde karşılaşıp tanışmak dileğiyle.Hep imrendiğim örnek olarak gördüğüm kadın,abla,yoldaş olacaksın bana…

    sevgiler,İrem

  • Bu güzel farkındalık yazın için çok teşekkür ediyorum ve bu yazıların devamını bekliyorum Yağmur.Şans sizlerle olsun.

  • Bundan birkaç sene öncesine kadar hep gökdelenli, plazalı, gri ve modern bir hayatın daha iyi olduğunu? Doğaya ve az katlı evlere, binalara çok da ihtiyacımız olmadığını düşünürdüm. Ama şimdi gelişen teknoloji ve yığılan şehir binalarıyla, okula giderken gördüğüm yapımı süren gökdelen inşaatlarıyla birlikte anladım ki berbat ve acınası bir hayat yaşıyoruz ve ne yazık ki bundan memnundum bir zamanlar. Etraf çöp ve bina kaynıyor ve yavaş yavaş ağaçlık alan gördüğümüzde bile sevinmeye başlıyoruz. Tabii ki etrafımı kirletmiyorum ama ne yaparsak yapalım ne kadar şehirleşme o kadar kirlilik ve doğanın yok olması. Keşke bir bilinç yakalasak ve en azından her bir binanın etrafına en az bin ağaç dikilmesini sağlayabilsek.

  • Farkındalık adına güzel bir yazı olmuş. Gelecek nesiller ve yaşanabilir bir çevre için büyük önem taşıyor ancak önce bilinçlenmek gerekiyor. Bu da eğitimle olur diye düşünüyorum.

Yorum bırak